Her çocuğun bir hikayesi olmalı. Sevinçleriyle,üzüntüleriyle,uçuşan hayalleriyle.. Her çocugun bir hikayesi olmalı,olmalı ki ilerde pişmanlıklarından ders alsın.Kendi hikayesi olmalı ki kendi yolunu kendi çizebilsin korkusuz bazen umutlu bazen umutsuz..
Küçücük bir çocuk Deniz, gözleri boncuk mavi saçları altın sarısı.. Gözünüzün önüne şirin mi şirin bir kız çocugu geldi belki ama Deniz bir erkek.. İlerde neler yaşayacağını bilmeden,sağa sola koşturan,her muzurluğun altında eli olan,saman altından nasıl su yürütüleceğini mahalle çocuklarina uygulamalı ögreten bir çocuk..Gülünce gözleri çakmak çakmak,gamzelerinde gözyaşlarını boğar Deniz.. Deniz’in umutları var ta o zamanlardan, çok sevecek ilerde çok güzel bir ailesi olacak, yaşitları misket oynarken, arada aklına geliyor Deniz’in ailesi…Babası annesine çok çektirdi ya kendi yapmayacak,kıymayacak sevdiğine biricik karısına,belki annesini de yanına alacak eğer isterse onu baş tacı yapacak.Babası ölür belki o zamana,ölmezse iyi bir ders verecek,nasıl bakılır annesine herkese gösterecek.Deniz oturmuş bir bankın kenarına,geleceğini hayal ediyor ya,zaman yerinde durur mu ki ilerliyor o da..
Yıllar sonra deniz kocaman olmuş,hayalleri o zamankinden daha küçük,o büyümüş, hayalleri küçülmüş sanki.Ne babasına öfkesi var ne de annesine dair umutları aklında.Arkadaşlarıyla bir araya gelince yine aynı muzurlukta.. Gülüyor güldürüyor da.Değişen tek şey aslında hayalleri.. Hayalleri olmalı her çocugun bazen dolu dolu bazen bomboş.Umutları olmalı..
Deniz oturmuş denizin kıyısında,dalgalar hatırlatır ona eski hayallerini,umutlarını.. Şimdi yenisi de eklenmiş umutlarına.. Bembeyaz martının kanatlarında uçup gelen, minicik heyecanlar taşiyan o martı, tepesinde dönüp duruyor da inemiyor bir türlü yakınına.Korkuyor tıpkı Deniz gibi, korkuyor da inemiyor yamacına.Deniz martıyı fark edeli çok olmuş ama nasıl ikna edecek onu,nasıl heyecanına ortak olacak onu bulamıyor. Martı tepesinde dolanıyor, dolanıyor.Deniz yerinde saymakta,küçükken ki gibi olsa aklına bin türlü numara gelirdi,indirirdi ürkek martıyı.Ama gelmiyor sanki büyüdükçe hayalleri küçülüyor. Sanki nefes alışı zorlaşiyor.Büyüdükçe acele hazırlanmış senaryoları yok artık.Uzun uzun düşünüyor var oluşun sebebini..
Denizin hayalleri her dalgada köpük köpük akıyor sanki bilmediği bir limandaki bilmediği kadına.. Göz göz oluyor hayalleri dalgalar kumlarla buluştukça.Tıpkı Deniz’in birkaç günlük sevinçleri gibi.Dalgalar kumlara yüz veriyor,sonrada apansız çekip gidiyorlar Deniz gibi.Hiç bilmediği bir limandaki sevgiliye hasret Deniz biliyor.Ama artık büyüdü ya korkuyor,hayal kurmaktan,hayalsiz kalmaktan.Sığınacak bir liman arıyor kimi zaman.Biliyor ki,bilinmeyen diyarlara yelken açmanın vakti değil.. Peki ama ne zaman vakti gelir??

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder